Ana içeriğe atla

15.3 Subklinik Tiroid fonksiyon bozukluğu ve mortalite Riski

15.3 Subklinik Tiroid fonksiyon bozukluğu ve mortalite Riski
SHypo yükselmiş kolesterol seviyeleri ve artmış ateroskleroz ile ilişkilidir [17–21]. Ancak, SHypo ve kardiovaskuler mortallite arasındaki ilişki ile ilgili veriler tutarsızdır [13, 22–24]. bu bölümde, izlenen SHypo veya SHyper li katılımcıların toplam veya kardiyovasküler mortalite sonuçlarından oluşan bir meta-analiz dayalı yedi prospektif çalışma sunacağız [25].
Nagasaki deki atom bombasında hayatta kalan kişiler 1958 den beri yılda ikikez muayene edilmiştir.
1984 ve 1987 yılları arasında 2,856 denek tiroid tarama programına katılımayı kabul etmişti ve 10 yıl boyunca izlenildi [26]. ortalama yaş 58.5 ve TSH seviyesi 0.6–5.0 mU/l ve serbest T4 seviyesi 0.8–2.5 ng/dl (10.3–32.3 pmol/l) , bu veriler normal bulunmuştu (Table 15.2). öyküsünde tiroid hormon tedavisi alan ve sonradan tiroid hormon tedavisi alan katılımcılar dışlandı. bu analiz, yaş, sistolik kan basıncı, sigara, eritrosit sedimantasyonu, diyabet durumuna göre düzenlenlendi. 2,250 katılımcı analize dahil edildi, bunlardan %11 inde SHypo vardı. 6 yıl sonra, bütün mortalite nedenleri, özellikle kardiyovaskuler mortalite SHypo'lu erkeklerde artmıştı. 10yıl sonra ancak, başlangıçta SHypo var olması ve her iki cinsiyetteki mortalite nedenlerinin artması arasında anlamlı ilişki yoktu (HR 1.2; 95% CI 0.8–1.6). yazarlar SHyper'li katılımcıların verilerini rapor etmemişlerdi.
Busselton sağlık çalışmasında, 1981 yılında bir seçmen kütüğüne 3.447 kişi sağlık anketini yanıtladı (65% cevaplama oranı; ortalama yaş 49.8 ) [24].
Yirmi yıl sonra, Walsh ve ark. 2,108 katılımcının kan örneklerinde tiroid hormon seviyelerini ölçtüler ve kan bankasında dondurdular [24].
başlangıçta koroner kalp hastalığı olan bireylerin dışlanmasından sonra, tiroid verileri yönetimsel verilerle birleştirdiler, diğer faktörler arasında önemli kardiyovasküler risk faktörleri için analizlerini ayarladılar. SHypo TSF düzeyi 4.0 mU/l den yüksek olması ve normal serbest T4 düzeyi şeklinde tanımlanmıştı. SHypo grubu daha ileri alt gruplara TSH düzeyi 10 mU/l ve altı ve üzeri şeklinde bölündü. SHyper TSF düzeyi 4.0 mU/l den düşük olması ve normal serbest T4 düzeyi şeklinde tanımlanmıştı. bu otörler SHypo'lı deneklerin kardiovaskuler mortalitesinde artış paterni buldular (HR 1.5, 95% CI 0.9–2.5). SHyper'li katılımcıların kardiyovaskuler mortalitesinde artış yoktu (HR 1.0, 95% CI 0.2–4.3). bu çalışmanın zorluğu retrospektif tiroid hormon ölçümüdür, takiplerde katılımcılar tiroid durumlarının farkında olmadıkları için. Ancak, sonraki tiroid hormon kullanımına ilişkin veriler eksikti ve bu yüzden modele dahil olamazdı.
Benzer şekilde, başlangıçta sadece total kolesterol ve HDL kolesterol seviyeleri ölçülmüştü, önemli bir orta değişken olan LDL kolesterol verileri modele dahil edilemedi [24].
yaşlı katılımcıların alındığı prospektif çalışmaların aksine Busselton çalışmasında 1.5 nokta tahmini elde edildi .
Daha önce açıklanan sağlık, yaşlanma ve vücut kompozisyon çalışmasında , Rodondi ve ark. SHypo'nun tüm kardiyovaskuler mortalite nedenlerine etkisini değerlendirdi. 338 SHypo'lı katılımcı 4 yıl takip edildi ve otörler total ve kardiyovaskuler mortalitede artış bulamadılar. SHypo'lu katılımcılar TSH seviyelerine göre sınıflandırıldıktan sonra, TSH seviyeleri 10.0 mU/l üzerinde olanlarda risk artmıştı fakat istatiksel olarak anlamı kalmamıştı (Table 15.2).
Cappola ve ark. subklinik tiroid disfonksiyonu ile ilgili kardiyovaskuler sağlık çalışmasının verilerini analiz etmişlerdi [22]. kardiyovaskuler sağlık çalışmasında 65 yaş ve üzeri 5,888 amerikan vatandaşı kayıtlı, populasyon bazlı, kardiyovaskuler risk faktörlerini longitudinal çalıştı.
tiroid hormon tedavisi alan, tiroid testini etkileyen ilaç kullanan (prednizon, amiadaron), başlangıçta aşikar hipertiroidili katılımcılar dışlandıktan sonra analize 3,233 katılımcı dahil edildi.
ötiroidizm TSH 0.45–4.50 mU/l değerlerinde tanımlandı, SHypo ise TSH 4.50 mU/l dan büyük veya TSH 20 mU/l den küçük ve normal serbest T4 ile birlikte, SHyper ise TSH 0.10–0.44 mU/l veya 0.10 mU/l dan düşük normal serbest T4 düzeyi ile birlikte olması şeklimde tanımlandı. bu çalışmada %15 SHypo ve %1.5 SHyper vardı. ilgili düzenlemeler yapıldıktan sonra ,SHypo ve kardiyovaskuler mortalite için HR 1.16 (95% CI 0.92–1.46) idi ve tüm mortalite nedenleri için 1.14 (95% CI 0.98–1.32). takip sırasında SHypo 'lı 496 katılımcının 142 si tiroid replansman tedavisi kullandı. bu orta değişkeni modele eklediğimizde , risklerin istetiksel olarak anlamı kalmadı, buda SHypo için tiroid replansmanın mortalite sonuçlarına etkisinin olmadığını düşündürmektedir. SHyper'li katılımcıların kardioyovaskuler mortalitesi için HR 0.94 (95% CI 0.49–1.83) ve tüm mortalite için 1.08 (95% CI 0.72–1.62) bulundu (Table 15.3).
Parle ve ark. başlangıçta yaşları 60 olan 1,191 ingliz birey 10 yıl takip edildi, bu çalışmada tiroid disfonksiyonunun mortaliteye etkisi incelendi [23]. ortalama yaş 70.4 ve TSH normal aralığı 0.5–5.0 mU/l.
başlangıçta tiroksin veya antitiroid ilaç alan katılımcılar dışlandıktan sonra, %8 SHypo ve %6 SHyper vardı. anormal TSH değerleri olan katılımcıların TSH ve T4 değerleri her yıl tekrarlandı. başlangıçta SHypo 'lu 76 katılımcının otuzunda aşikat hipotiroidizm gelişti ve takipte tiroksin replansman tedavisi almaya başladı. TSH düzeyleri 5.0 mU/l den yüksek olanlar ile TSH düzeyleri normal aralıkta olanlar karşılaştırıldığında kardiyovaskuler mortalite ve tüm mortalite nedenlerine etkisi değişmemişti (HR 1.4, 95% CI 0.7–2.6, ve HR 0.9, 95% CI 0.6–1.4, sırasıyla). TSH düzyleri normal veya yükselmiş olan katılımcıların ölümü araştırıldığında WHO dan alınan yaşa spesifik mortalite verilerine göre farklılık yoktu. başlangıçta SHyper 'li olan katılımcıların 2,3,4,ve 5 yıl sonrasında total ve kardiyovaskuler mortliteleri artmıştı . ancak, 10 yıl takipten sonra, sadece başlangıçta SHyper 'li olan katılımcıların total ve kardiyovaskuler mortliteleri artmıştı (HR 1.6, 95% CI 0.8–2.9, and HR 1.2, 95% CI 0.9–1.8, respectively, Table 15.3).
daha yaşlılardaki riski araştırmak için , Leiden 85-Plus çalışmasında 85 yaş ve üzeri yetişkinler 4 yıl takip edidi [27]. TSH düzeyleri 0.3–4.8 mU/l normal kabul edildi. başlangıçta tiroid disfonksiyonlu 558 katılımcı değerlendirildi; %5 SHypo, %3 SHyper ve %4 tiroid tedavsi alan katılımcı bulundu. takipte %37 katılımcı öldü, mortalite çok yüksekti.
Tiroid durum mortalitenin güçlü bir belirleyicisi oldu: TSH düzeyleri yüksek olanlarda düşük olanlara göre mortalite daha yüksekti. potansiyel faktörler için ayarlama yapılması sonuçta anlamlı bir değişim olmadı. TSH düzeylerinde (2.71 mU/l) standart sapma artış başına mortalite HR 0.76 (95% CI 0.62–0.92). Ayrıca, tiroid ilaç tedavisi alan subgrubun analizi sağkalım yüksek olduğunu gösterdi , bu grupta yüksek TSH ve düşük T4 düzeyleri vardı ve suboptimal tiroid replansmanı yapılıyordu, sonuç olarak bu yaşlı populasyonda tiroksin alımı faydasından daha çok zarar vermektedir. TSH düzeylerindeki arışındaki standart sapma yerine SHypo ve normal populasyon arasındaki HR bulunduğunda, SHypo'lı katılımcıların total mortalitesinde azalma paterni olduğu bulunur (HR 0.55, 95% CI 0.24–1.25, Table 15.2). yaşlı yetişkinler arasındaki ölüm nedenleri diğer nedenlerle yarışmaktadır (kanser gibi) veya korener kalp hastalığını artıracak diğer risk faktörleride yarışmaktadır( yaş, cinsiyet gibi) [25].
Diğer olası açıklama yaşlı bireylerin kendi tiroid fizyolojisiyle ilgidir (dokularda tiroid hormon aktivasyonunda azalma, tiroid hormon metabolizmaında düşme) [28]. Yüksek TSH yaşlılarda bazı bozukluklar için bir kompansatuar mekanizması olabilir, oysa genç erişkinlerde bu tiroid fonksiyon bozukluğu neden olur.
bu prospektif çalışmaların sonuçlarını bir meta-analizde topladık [25], T4 seviyelerini ölçmeyrek aşikar hipotirioidilikatılımcılar dışlamayan iki longitudinal çalışmaların verileri dahil, TSH yüksekliği olan çoğu insanın subklinik ve aşikar hipotiroid olmaması gibi [29, 30]. konsensus olmamasından dolayı SHypo tanımı için TSH nın cut-off ön değerini belirtmedik, ve TSH cut-off değeri en az 4.5 mU/l olarak çalışma analizi sınırlandırıldı ve sensitif analizi yapıldı [2]. random etki modeli kullanılarak, SHypo ile ilişkili total ve kardiyovasküler mortalite için hafif artışmış risk paterni bulundu [özet relatif risk (RR) total mortalite için 1.12, 95% CI 0.99–1.26, ve kardiyovaskuler mortalite özeti RR 1.18, 95% CI 0.98–1.42) [25]. benzer sonuçlara yol açmasından dolayı, sensivite analizi T4 düzeylerini ölçmeyen çalışmaları dışladı. çalışma kaliteleri heterojendi ve Biz resmi bir karar prosedürlerini dikkate aldık ve tiroid durumunu bilmeden yargı olarak ana kalite kriterlerini kullandık. yüksek kalite çalışmaları toplanarak alt nokta tahminleri elde edilmiştir.
kardiyovaskuler risk faktörlerinin ayarlamasında analiz iki çalışmaya sınırlandırılarak alt nokta tahminleri elde edildi [13, 22]. yaşlı hastlardan oluşan çalışmalarda olduğu gibi, yaşın sonuçlar üzerine etkisi görülmüştür [23, 27]. sadece SHypo'lu 65 yaşından küçük katılımcılarda total ve kardiyovaskuler risk artışı görülmüştür. Ancak, Bu duyarlılık analizleri her grup için çalışma sayısının az olmasından dolayı dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Ayrıca, en yüksek kalitedeki çalışmalar da yaşlı hastalarda yapılmıştı. konsensus yokluğundan dolayı SHyper için cut-off değerini belirtmedik, fakat bütün çalışmaların küçük aralıklı 0.3–0.5 mU/l cut-off değerleri vardı. random etkili model bazalındığında, özet RR total mortalite için 1.12 (95% CI 0.89–1.42) ve kardiyovaskuler mortalite için 1.19 (95% CI 0.81–1.76) . Biz yaş ortalaması açısından fark bulamadık fakat yüksek kalite çalışmalar için alt nokta tahminleri eldeedildi.
Åsvold ark tarafından yapılan çalışma bizim meta-anlizden sonra yayınlandı, yaş TSH düzeyinin önemli bir etkisi modifiye edicisi olabileceğini doğruluyor gibi görünmektedir [31]. Nord-Trøndelag sağlık çalışmasında (HUNT çalışması) ; tiroid hastalığı, kardiyovaskuler hastalığı veya diyabeti olmayan 40 yaşından büyük 17,311 kadın ve 8,002 erkek, tirotropin ve kardiyovasküler mortalite arasındaki ilişkinin prospektif analizi yapıldı. ortalama yaş 60 idi. ortalama olarak 8.3 yıl takip edildi, referans aralığındaki tirotropin seviyeleri ile kadınlarınkaroner arter hastalığı mortalitesi arasında pozitif ve lineer bir ilişki buldular , fakat erkeklerde bulamadılar. Parle ve ark. ortalama yaşı 70 olan katılımcılarda ters ilişki buldu. Åsvold ve ark. ayrıca SHypo'lı katılımcılarda mortalitede artış olduğundan bahsetti, fakat sonuçları sayısal olarak sunmadı [32]. bu çalışmadaki TSH nın tüm değer aralıkları için koroner arter hastalığıyla olan pozitif ilişkisinin doğurlanması gerekmektedir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

8)EGO BÜTÜNLEŞMESİ YA DA UMUTSUZLUK DÖNEMİ

8)EGO BÜTÜNLEŞMESİ YA DA UMUTSUZLUK DÖNEMİ Psikososyal kriz: ego bütünlüğü ve umutsuzluk Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu: bilgelik Yaşlılık dönemini kapsar. Özerklik duygusu zayıflamakta, girişimcilik kaybolmakta, yakınlık ve üretkenlik azalmaktadır. Yaşlı birey beden ve zihin arasındaki bozulan bütünlüğü sağlamak, hayata düzen ve anlam verebilmek için bir araç olarak felsefeyi kullanır. Benlik bütünlüğü benliğin kendi içinde bir düzen ve anlamının bulunmasıdır. Olumlu, olumsuz, acı, tatlı yönleri ile bütün bir yaşamın olduğu gibi kabul edilişidir, geleceğin korku ve endişe ile karşılanmamasıdır. Ego bütünlüğü bedendeki güç kaybı, bellekte zayıflama ve toplumsal açıdan da üretkenlik ve sorumlulukla ilgili kayıpların bir denge içinde bir arada tutulmasıdır. Geçmişin yeni baştan yaşanabilmesi için bir pişmanlık yoktur. Benlik bütünlüğüne ulaşmış kişi ölümden korkmaz. Bu evrede daha önceki dönemlerde kazanılmış benlik özelliklerinin iyice olgunlaşması ve birbirleriyle bütünleştiril...

AĞRININ ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ

AĞRININ ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ PERİFERAL RESEPTÖRLER Ağrı bilinç durumu ile ilişkili duyusal ve duygusal bir deneyimdir. Bir bireyin ne düzeyde ağrı hissedeceği hoşa gitmeyen uyaranların oluşturduğu ağrı uyarısı ve bu ağrıyı düzenleyen süreçlerin birbirleri ile etkileşimlerinin sonucudur. Ağrı deneyimini, nosisepsiyondan ayırt etmek önemlidir. Ağrı deneyimi hoşa gitmeyen uyaranların, ağrı şekline dönüşümünde görev alan nöral süreçleri tanımlar. Ağrı ve doku hasarı arasındaki ilişki çoğu hasta ve hekim tarafından yanlış anlaşılmaktadır. Daha fazla doku hasarının daha yoğun ağrı hissi uyandıracağı varsayımı sezgiseldir: inatçı ağrısı olan hasta zaman içinde ağrı şikayeti üzerine yoğunlaşır ve muayene eden hekim bu ağrı şikayetine yol açabilecek herhangi bir bulgu genellikle bulamaz ve hasta gözünde güvenilmez hale gelir. Doku hasarı derecesi ile ağrı şiddeti arasında basit bir doğrusal ilişki olmadığının anlaşılması ve ağrı deneyiminin karmaşıklığının ve birçok etkenden etkilendiğinin ...

MAKROLİDLERE VE LİNKOZAMİDLERE DİRENÇ MEKANİZMASI:

MAKROLİDLERE VE LİNKOZAMİDLERE DİRENÇ MEKANİZMASI: DİRENÇ ELEMANLARININ YAPISI VE KLİNİK ETKİLERİ klinik izolatlarda makrolid ve linkozamid dirençlerinde artış olduğu bildirilmiştir. ribozomal modifikasyon, antibiyotik effluksü, ve ilaç inaktivasyonu gibi multiple direnç mekanizmaları çeşitli direnç fenotiplerinin oluşmasına neden olur. in vitro makrolit direncinin klink önemiyle ilgili bir tartışma mevcuttur.Son veriler bakteri eridikasyonuyla Çocuklarda akut otitis media klinik sonuçlarının korelasyon halinde olduğunu göstermesine rağmen , makrolid tedavisiyle makrolid-resisdant pnömokokların eradikasyonunda gecikme olmasıyla sonuçlanmıştır. bu sonuçlara göre in vitro makrolid rezistansının belirlenmesi ve klavuz tedavisinin duyarlılık testlerinin doğru analizlenmesinin gerektiğini desteklemektedir. makrolidler >15 dekaddan beri bilinmektedir ve tedavi için eritromisin başlanmasıyla birlikte bir çok molekül klinik kullanım için geliştirilmiştir. gram-pozitif...