Ana içeriğe atla

HİPERTİROİD HASTANIN CERRAHİYE HAZIRLANMASI

HİPERTİROİD HASTANIN CERRAHİYE HAZIRLANMASI
Hipertiroid hastanın ameliyata hazırlanması intraoperatif ve postoperatif dönemde
tiroid krizi gelişimini önlemek ve tiroid bezinin kanlanmasını azaltmak için
gereklidir. En güvenilir yol, propylthiouracil (propiltiyourasil), methimazol (metimazol)
gibi tiyoüre türevi antitiroid ilaçlardan birisini b-blokerle kombine etmektir.
Bu amaçla en yaygın kullanılan yöntem; yüksek doz antitiroid kullanılarak ötiroidizm
sağlandıktan sonra ötiroidiyi koruyacak minimum doza geçilmesidir. Operasyon
sırasında klinik ve biyokimyasal olarak ötiroidizm sağlanmalıdır (1).
Antitiroid ilaçların kullanılamadığı durumlarda ya da hipertiroid hastada
acil cerrahi girişim gerektiğinde ne yapılmalıdır?

1) İyot ve b- blokerlerle cerrahiye hazırlık
Adrenerjik semptomları kontrol etmek için gereken propranolol dozu 40-480
mg/gün arasında değişebilir. Propronolol yarı ömrü hipertiroidide azalır. Bu nedenle
günde 3-4 kez ve cerrahiden 3 saat önce uygulanmalıdır. Sadece propranolol
ile hazırlanan hastalarda T3 ve T4 düzeyleri cerrahiden 3-4 gün sonra normale
geleceğinden tedavi 1 hafta daha sürdürülmelidir. Bu hastalar perioperatif ve
postoperatif dönemde tiroid krizi riski açısından takip edilmelidirler (1).
İyot; tedaviye antitiroidlerden sonra eklenmelidir. Serum T4 ve T3 düzeylerinde
10 gün içinde % 30-50 azalma sağlar. Satüre potasyum iyodür solusyonu
(SSKI) (1 g/ml); % 76.4 iyot içerir. Günde 3 kez 5 damla uygulandığında yaklaşık
573 mg iyot verilmiş olur. Lugol solusyonu 125 mg/ml iyot içerir. Her 100
ml.de 5 g iyot ve 10 g potasyum iyodür içerir. Günde 3 kez 5 damla uygulandığında
yaklaşık 126 mg iyot verilmiş olur (2). İyot, hipertiroidinin acil kontrolü dışında, tiroid bezinin kanlanmasını azaltmak için de kullanılabilir. Fakat
operasyon sırasındaki kanama miktarını etkilemediğine işaret eden gözlemler
vardır (3). Toksik multinodüler guatr ve toksik adenoma bağlı hipertiroidide
kanlanma artışı olmadığından, ayrıca hipertiroidinin alevlenmesine neden olabileceğinden iyodun yeri yoktur (1,2).

2) Antitiroid ilaçların kullanılamadığı durumlarda alternatif
medikal yöntemler
a) Lityum karbonat: Tiroid bezinden T4 salınımını azaltır. Serum T4 ve T3
düzeylerinde 10 gün içinde % 30-50 azalma sağlar. 4 x 300 mg/gün önerilen
dozdur. Toksik ve terapötik doz aralığı çok dardır, toksisite yönünden dikkatli
olunmalıdır. Serum elektrolitleri, karaciğer fonksiyon testleri ve lityum düzeylerinin
sıkı takibi gerekir (1,4).
b) Radyografik kontrast maddeler: Oral kolesistografik ajan olan iopanoik
asid ve sodyum ipodat ağır hipertiroidinin cerrahiye hızlı hazırlığında kullanılabilir.
T4’ ün T3’ e dönüşümünü, tiroid hormon sentezini ve salınımını azaltır.
tiroid bezinin TSH’ ya yanıtını azaltırlar (1,2).
Pandey ve ark. antitiroid ilaçlara ve propranolol tedavisine dirençli Graves
hastalığına bağlı tirotoksikoz nedeni ile tiroidektomi planlanan bir hastayı cerrahiye
hızlı hazırlamak amacı ile ‘carbimazole’ (karbimazol) 80 mg/gün, propranolol
120 mg/gün tedavisine 5 gün süre ile ‘iopanoik asid’ 4x500 mg. ve deksametazon
4 x 0,5 mg. eklemişlerdir. Kombine tedavinin 5. gününde T3 değerlerinde
düşme sağlanırken, T4 değerleri yüksek kalmıştır. Hastanın hipertiroidi
semptomlarının şiddeti azalmış, ancak hasta ötiroid hale gelmeden opere
edilmiş, intra ve postoperatif takiplerde sinüzal taşikardi haricinde bir problem
saptamamışlardır (4).
c) Glukokortikoidler: Tiroid hormon sekresyonunu inhibe eder (1,2,4).
Hipertiroid hastanın cerrahi girişime hızlı hazırlanmasında Baeza ve ark. 13
hastayı oral betametazon (4 - 0,5 mg), iopanoik asid (4 x 500 mg) ve propranolol
4x 40 mg uygulamışlar ve tedavinin 24. saatinde T3 değerlerinde % 38.2
± 24.9 (p<0.01), 6. günde % 64.5 ± 16.6 (p<0.0001) düşme saptamışlardır. T4
değerleri tedavinin ancak 4. gününde anlamlı olarak düşme gösterirken, ötiroid
düzeylere inememiştir. Hastaların tümü tedavinin 6. gününde opere edilmiş,
peroperatif ve postoperatif bir komplikasyon saptanmamıştır. Hastalar ortalama
48-72 saat sonra taburcu edilmişlerdir. Güvenli, etkili ve ucuz olan bu kombinasyon
tedavisi acil tiroidektomi gerektiğinde kullanılabilir (5).
d) Kolestiramin: Hipertiroidi tiroid hormonlarının enterohepatik dolaşımının
artırır. Antitiroid ilaçla birlikte kullanımı tiroid hormonlarının daha erken
ve daha belirgin azalmasına yol açar. Kolestiramin 3-4x4 g/gün dozu ile uygulanır.
Absorsiyonunu önleyeceğinden antitiroid ilaçlar kolestiraminden 1 saat
önce ya da 3 saat sonra verilmelidir (1,2,6,7).
e) Plazmaferez: Plazmada tiroid hormonları >% 99.9 proteine bağlıdır.
Plazma T4, T3 ve tiroksin bağlayıcı globulin (TBG) konsantrasyonlarında azalma
sağlar. Tiroid hormonlarının hücre içi kompartmandan plazmaya yer değiştirmesine
neden olur. Plazmaferezin etkili olması için plazma volümünün 1-1.5
katının değişimi sağlanmalıdır. Operasyon sırasında rutin koagulasyon testleri
ile saptanamayan faktör eksiklikleri gelişebileceğinden hemostaz açısından yakın
takip edilmeli, gerekiyorsa taze dondurulmuş plazma transfüzyonu uygulanmalıdır
(8).
Hipertiroid bir hastayı cerrahiye güvenle vermek için tiroid hormon konsantrasyonlarının normale gelmesi hedeflenir. TSH’ nın supresyondan kurtulmasını
beklemek gereksizdir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

8)EGO BÜTÜNLEŞMESİ YA DA UMUTSUZLUK DÖNEMİ

8)EGO BÜTÜNLEŞMESİ YA DA UMUTSUZLUK DÖNEMİ Psikososyal kriz: ego bütünlüğü ve umutsuzluk Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu: bilgelik Yaşlılık dönemini kapsar. Özerklik duygusu zayıflamakta, girişimcilik kaybolmakta, yakınlık ve üretkenlik azalmaktadır. Yaşlı birey beden ve zihin arasındaki bozulan bütünlüğü sağlamak, hayata düzen ve anlam verebilmek için bir araç olarak felsefeyi kullanır. Benlik bütünlüğü benliğin kendi içinde bir düzen ve anlamının bulunmasıdır. Olumlu, olumsuz, acı, tatlı yönleri ile bütün bir yaşamın olduğu gibi kabul edilişidir, geleceğin korku ve endişe ile karşılanmamasıdır. Ego bütünlüğü bedendeki güç kaybı, bellekte zayıflama ve toplumsal açıdan da üretkenlik ve sorumlulukla ilgili kayıpların bir denge içinde bir arada tutulmasıdır. Geçmişin yeni baştan yaşanabilmesi için bir pişmanlık yoktur. Benlik bütünlüğüne ulaşmış kişi ölümden korkmaz. Bu evrede daha önceki dönemlerde kazanılmış benlik özelliklerinin iyice olgunlaşması ve birbirleriyle bütünleştiril...

AĞRININ ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ

AĞRININ ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ PERİFERAL RESEPTÖRLER Ağrı bilinç durumu ile ilişkili duyusal ve duygusal bir deneyimdir. Bir bireyin ne düzeyde ağrı hissedeceği hoşa gitmeyen uyaranların oluşturduğu ağrı uyarısı ve bu ağrıyı düzenleyen süreçlerin birbirleri ile etkileşimlerinin sonucudur. Ağrı deneyimini, nosisepsiyondan ayırt etmek önemlidir. Ağrı deneyimi hoşa gitmeyen uyaranların, ağrı şekline dönüşümünde görev alan nöral süreçleri tanımlar. Ağrı ve doku hasarı arasındaki ilişki çoğu hasta ve hekim tarafından yanlış anlaşılmaktadır. Daha fazla doku hasarının daha yoğun ağrı hissi uyandıracağı varsayımı sezgiseldir: inatçı ağrısı olan hasta zaman içinde ağrı şikayeti üzerine yoğunlaşır ve muayene eden hekim bu ağrı şikayetine yol açabilecek herhangi bir bulgu genellikle bulamaz ve hasta gözünde güvenilmez hale gelir. Doku hasarı derecesi ile ağrı şiddeti arasında basit bir doğrusal ilişki olmadığının anlaşılması ve ağrı deneyiminin karmaşıklığının ve birçok etkenden etkilendiğinin ...

MAKROLİDLERE VE LİNKOZAMİDLERE DİRENÇ MEKANİZMASI:

MAKROLİDLERE VE LİNKOZAMİDLERE DİRENÇ MEKANİZMASI: DİRENÇ ELEMANLARININ YAPISI VE KLİNİK ETKİLERİ klinik izolatlarda makrolid ve linkozamid dirençlerinde artış olduğu bildirilmiştir. ribozomal modifikasyon, antibiyotik effluksü, ve ilaç inaktivasyonu gibi multiple direnç mekanizmaları çeşitli direnç fenotiplerinin oluşmasına neden olur. in vitro makrolit direncinin klink önemiyle ilgili bir tartışma mevcuttur.Son veriler bakteri eridikasyonuyla Çocuklarda akut otitis media klinik sonuçlarının korelasyon halinde olduğunu göstermesine rağmen , makrolid tedavisiyle makrolid-resisdant pnömokokların eradikasyonunda gecikme olmasıyla sonuçlanmıştır. bu sonuçlara göre in vitro makrolid rezistansının belirlenmesi ve klavuz tedavisinin duyarlılık testlerinin doğru analizlenmesinin gerektiğini desteklemektedir. makrolidler >15 dekaddan beri bilinmektedir ve tedavi için eritromisin başlanmasıyla birlikte bir çok molekül klinik kullanım için geliştirilmiştir. gram-pozitif...