Ana içeriğe atla

ANOREKSİA NERVOZA MEDİKAL MAKALE TERCÜME TIBBİ MAKALE ÇEVİRİ İNGİLİZCE TÜRKÇE

ikinci kuşak antipsikotikler (atipik antipsikotikler) ağırlık resorasyon fazında veya AN nin diğer semptomlarla ilişkili olduğunda (şiddetli obsesyonlar, anksiyete, sınırlı içgörü, ve beden imaji ile ilgili sanrısal düşünceler) kullanılması faydalı olabilir. çeşitli vaka çalışmalarında yatan hasta tedavisinde olanzapin dozu 5 -10 mg/gün ile ağırlık artışı, şişmanlık korkusunda azalma, ajitasyonda azalma, ve tedaviye dirençte azalma olduğu bildirilmiştir. yeni yapılan çift kör plesebo kontrollü çalışmada depresyon, anksiyete, OKB, ve agresiflik gibi hastalıkla ilişkili semptomlara tipik anorektik semptomlara oranla daha pozitif etkili olduğunu göstermiştir.

çalışmada hastaların BMİ artmıştı fakat istatiksel olarak her iki grup arasında anlamlı farklılık yoktu. AN hastaları türlere göre sınıflandırıldığında, binge-purge tip AN hastalarında restriktif tiplere oranla BMİ de anlamlı artış vardı. yeni yapılan çift kör plesebo kontrollü olanzapin çalışmasında bir günlük yeme bozukluğu tedavisine katılan AN hastası 34 kadın rapor edilmiş.pleseboyla karşılaştırıldığında olanzapinle kilo artışı daha iyiydi , hedef BMİ e daha erken ulaşıldı, obsesif semptomlarda azalma oaranı daha yüksekti. yan etkiler her iki grupta benzerdi. ketiapin, aripipirazol, ziprasadon, ve risperidon gibi diğer atipik antipsikotikler olanzapin kadar yaygın araştırılmamıştır.

antipsikotik ilaçlarda insülin direnci ve hiperlipidemi gibi metabolik bozukluk riski olduğundan, onam sürcinde açıklanması gerekmektedir ve rutin kan testleri takip edilmelidir. ek olarak, özellikle zayıf ve dermansız hastalarda ekstrapiramidal semptomların ortaya çıkabilecği düşünülmeli ve rutin olarak uygun egzersizlerle takip edilmelidir. ziprasidon QT uzamasıyla ilişkili olduğu için düşük vücut ağırlığı olanhastalar ile elektrolit bozukluğu olanlarda kullanılmamalıdır. kilo alımla ilişkili olan atipik antipisikotikler tedaviye direnç gösteren AN hastalarında sıklıkla uyumsuzluğa neden olmaktadır.

AN nin semptomları için duygudurum düzenleyicilerinin etkinliğini destekleyen kanıt yoktur. AN hastaları genelde dehidrate ve renal fonksiyonları bozuk olduğu için bipolar bozuklukta lityum dikkatli kullanılmalıdır.

There are other medications used to address the associated features and medical

complications. gastroparesis e sekonder olan, AN hastaları özellikle beslenme sırasında erken doyma ve şişkinlik oluştuğunu bilidirmiştir. metaklopramid (metpamid) gibi motilite düzenleyici ajanların beslenme süresince kullanılması abdominal şikayetlerin hafifletilmesine yardımcı olabilir, ancak düşük ağırlığı olan AN hastalarında ekstra piramidal semptomlar için risklidir ve yakından takip edilmelidir.

küçük çift kör plesebo kontrollü çalışmada , 200 mg eritromisin intravenöz olarak verilmiş, gastrik boşalmayı belirgin bir şekilde artırmıştır.bu kanıtlara dayanarak bozulmuş gasrik motor fonksiyonları potent gastroknetik ajanlarla alternatif tedavisi mümkündür.

ANOREKSİA NERVOZA MEDİKAL MAKALE TERCÜME TIBBİ MAKALE ÇEVİRİ İNGİLİZCE TÜRKÇE

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

8)EGO BÜTÜNLEŞMESİ YA DA UMUTSUZLUK DÖNEMİ

8)EGO BÜTÜNLEŞMESİ YA DA UMUTSUZLUK DÖNEMİ Psikososyal kriz: ego bütünlüğü ve umutsuzluk Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu: bilgelik Yaşlılık dönemini kapsar. Özerklik duygusu zayıflamakta, girişimcilik kaybolmakta, yakınlık ve üretkenlik azalmaktadır. Yaşlı birey beden ve zihin arasındaki bozulan bütünlüğü sağlamak, hayata düzen ve anlam verebilmek için bir araç olarak felsefeyi kullanır. Benlik bütünlüğü benliğin kendi içinde bir düzen ve anlamının bulunmasıdır. Olumlu, olumsuz, acı, tatlı yönleri ile bütün bir yaşamın olduğu gibi kabul edilişidir, geleceğin korku ve endişe ile karşılanmamasıdır. Ego bütünlüğü bedendeki güç kaybı, bellekte zayıflama ve toplumsal açıdan da üretkenlik ve sorumlulukla ilgili kayıpların bir denge içinde bir arada tutulmasıdır. Geçmişin yeni baştan yaşanabilmesi için bir pişmanlık yoktur. Benlik bütünlüğüne ulaşmış kişi ölümden korkmaz. Bu evrede daha önceki dönemlerde kazanılmış benlik özelliklerinin iyice olgunlaşması ve birbirleriyle bütünleştiril...

AĞRININ ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ

AĞRININ ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ PERİFERAL RESEPTÖRLER Ağrı bilinç durumu ile ilişkili duyusal ve duygusal bir deneyimdir. Bir bireyin ne düzeyde ağrı hissedeceği hoşa gitmeyen uyaranların oluşturduğu ağrı uyarısı ve bu ağrıyı düzenleyen süreçlerin birbirleri ile etkileşimlerinin sonucudur. Ağrı deneyimini, nosisepsiyondan ayırt etmek önemlidir. Ağrı deneyimi hoşa gitmeyen uyaranların, ağrı şekline dönüşümünde görev alan nöral süreçleri tanımlar. Ağrı ve doku hasarı arasındaki ilişki çoğu hasta ve hekim tarafından yanlış anlaşılmaktadır. Daha fazla doku hasarının daha yoğun ağrı hissi uyandıracağı varsayımı sezgiseldir: inatçı ağrısı olan hasta zaman içinde ağrı şikayeti üzerine yoğunlaşır ve muayene eden hekim bu ağrı şikayetine yol açabilecek herhangi bir bulgu genellikle bulamaz ve hasta gözünde güvenilmez hale gelir. Doku hasarı derecesi ile ağrı şiddeti arasında basit bir doğrusal ilişki olmadığının anlaşılması ve ağrı deneyiminin karmaşıklığının ve birçok etkenden etkilendiğinin ...

MAKROLİDLERE VE LİNKOZAMİDLERE DİRENÇ MEKANİZMASI:

MAKROLİDLERE VE LİNKOZAMİDLERE DİRENÇ MEKANİZMASI: DİRENÇ ELEMANLARININ YAPISI VE KLİNİK ETKİLERİ klinik izolatlarda makrolid ve linkozamid dirençlerinde artış olduğu bildirilmiştir. ribozomal modifikasyon, antibiyotik effluksü, ve ilaç inaktivasyonu gibi multiple direnç mekanizmaları çeşitli direnç fenotiplerinin oluşmasına neden olur. in vitro makrolit direncinin klink önemiyle ilgili bir tartışma mevcuttur.Son veriler bakteri eridikasyonuyla Çocuklarda akut otitis media klinik sonuçlarının korelasyon halinde olduğunu göstermesine rağmen , makrolid tedavisiyle makrolid-resisdant pnömokokların eradikasyonunda gecikme olmasıyla sonuçlanmıştır. bu sonuçlara göre in vitro makrolid rezistansının belirlenmesi ve klavuz tedavisinin duyarlılık testlerinin doğru analizlenmesinin gerektiğini desteklemektedir. makrolidler >15 dekaddan beri bilinmektedir ve tedavi için eritromisin başlanmasıyla birlikte bir çok molekül klinik kullanım için geliştirilmiştir. gram-pozitif...