Ana içeriğe atla

Şizofreni Nedir?-online tıbbi makale çeviri


Şizofreni, en basit tanımıyla insanın düşünce, duygu ve davranışlarında, kendisinin ve çevresindekilerin yaşantısını önemli ölçüde etkileyen birtakım değişiklildere sebep olan bir rahatsızlıktır. Bu değişiklikler geçici ya da kalıcı olabilir. Şizofreni, dünyada her yüz kişiden birini etkileyen, oldukça sık görülen bir hastalıktır. Bu hastalık, her toplumda ve her türiü sosyoekonomik ortamda ortaya çıkabilir.Genellikle 15-30 yaşlan arasında ortaya çıkar.40 yaşından sonra ise nadiren rastlanmaktadır. Şizofreni sözcüğü, sözcük anlamı olarak, bölünmüş bilinç anlamına gelmektedir. Burada kastedilen kişiliğin bölünmesi değil, kişinin çevreyi v e kendisini bir bütün olarak algılayışının bozulmasıdır. Bu sözcük, geçen yüzyılın sonunda sağlık çalışanlarının bu hastalığa
yakalanan insanlarla düzenli olarak ilgilenmeye başladıklan zaman ortaya çıkmıştır. O zamanlar hastalığın seyri tamamıyla bilinmiyordu. Bu nedenle hastalığın seyrinin tamamen kötü olduğuna, tedavisinin olmadığına inanılıyordu. Gerçektende o zamanlar bugün kullanılan ilaçların hiçbirisi yoktu. Şizofreni sözcüğünün olumsuz çağrışımlan bu dönemlerden kaynaklanmaktadır. Günümüzde şizofreni ağır, ciddi, ancak iyi tedavi edilebilen bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Hastalığın seyri hafiften ağıra kadar değişik şekillerde olabilmektedir. Hastaların bir kısmı yalnızca bir kez hastalanır, daha sonra hastalık belirtileri görülmez. Bu kişilerde yakınma v e hastalık sonuçları tümüyle ortadan kalkmıştır. İkinci bir grup hastadaysa birbiri ardından birkaç defa psikotik alevlenmeler ortaya çıkar bu alevlenmelerin arasında hemen hemen hiç yakmmalan yoktur. Diğer üçüncü bir grup hastada ise ruhsal durum iyice bozulur. Bunun sonucu olarak sosyal koşullan da giderek kötüleşir, alevlenme dönemleri arasında da hastalığa ilişkin yakınma ve yetersizlikler görülür. Bu tür seyir en sık görülenidir. Hatta bu hastaların bazılannda artık alevlenme v e iyileşme durumlannı birbirinden ayırmak mümkün olmaz, bazı yakınmalar v e yetersizlikler süreklilik kazanır. Çok önceleri şizofreninin büyük ruhsal yetersizliklere neden olduğuna inanılmaktaydı. Ancak bugün bu hastalığın seyrinin birbirinden çok farklı şekillerde olabileceği bilinmektedir.

Şizofreni Nedir?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

8)EGO BÜTÜNLEŞMESİ YA DA UMUTSUZLUK DÖNEMİ

8)EGO BÜTÜNLEŞMESİ YA DA UMUTSUZLUK DÖNEMİ Psikososyal kriz: ego bütünlüğü ve umutsuzluk Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu: bilgelik Yaşlılık dönemini kapsar. Özerklik duygusu zayıflamakta, girişimcilik kaybolmakta, yakınlık ve üretkenlik azalmaktadır. Yaşlı birey beden ve zihin arasındaki bozulan bütünlüğü sağlamak, hayata düzen ve anlam verebilmek için bir araç olarak felsefeyi kullanır. Benlik bütünlüğü benliğin kendi içinde bir düzen ve anlamının bulunmasıdır. Olumlu, olumsuz, acı, tatlı yönleri ile bütün bir yaşamın olduğu gibi kabul edilişidir, geleceğin korku ve endişe ile karşılanmamasıdır. Ego bütünlüğü bedendeki güç kaybı, bellekte zayıflama ve toplumsal açıdan da üretkenlik ve sorumlulukla ilgili kayıpların bir denge içinde bir arada tutulmasıdır. Geçmişin yeni baştan yaşanabilmesi için bir pişmanlık yoktur. Benlik bütünlüğüne ulaşmış kişi ölümden korkmaz. Bu evrede daha önceki dönemlerde kazanılmış benlik özelliklerinin iyice olgunlaşması ve birbirleriyle bütünleştiril...

AĞRININ ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ

AĞRININ ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ PERİFERAL RESEPTÖRLER Ağrı bilinç durumu ile ilişkili duyusal ve duygusal bir deneyimdir. Bir bireyin ne düzeyde ağrı hissedeceği hoşa gitmeyen uyaranların oluşturduğu ağrı uyarısı ve bu ağrıyı düzenleyen süreçlerin birbirleri ile etkileşimlerinin sonucudur. Ağrı deneyimini, nosisepsiyondan ayırt etmek önemlidir. Ağrı deneyimi hoşa gitmeyen uyaranların, ağrı şekline dönüşümünde görev alan nöral süreçleri tanımlar. Ağrı ve doku hasarı arasındaki ilişki çoğu hasta ve hekim tarafından yanlış anlaşılmaktadır. Daha fazla doku hasarının daha yoğun ağrı hissi uyandıracağı varsayımı sezgiseldir: inatçı ağrısı olan hasta zaman içinde ağrı şikayeti üzerine yoğunlaşır ve muayene eden hekim bu ağrı şikayetine yol açabilecek herhangi bir bulgu genellikle bulamaz ve hasta gözünde güvenilmez hale gelir. Doku hasarı derecesi ile ağrı şiddeti arasında basit bir doğrusal ilişki olmadığının anlaşılması ve ağrı deneyiminin karmaşıklığının ve birçok etkenden etkilendiğinin ...

MAKROLİDLERE VE LİNKOZAMİDLERE DİRENÇ MEKANİZMASI:

MAKROLİDLERE VE LİNKOZAMİDLERE DİRENÇ MEKANİZMASI: DİRENÇ ELEMANLARININ YAPISI VE KLİNİK ETKİLERİ klinik izolatlarda makrolid ve linkozamid dirençlerinde artış olduğu bildirilmiştir. ribozomal modifikasyon, antibiyotik effluksü, ve ilaç inaktivasyonu gibi multiple direnç mekanizmaları çeşitli direnç fenotiplerinin oluşmasına neden olur. in vitro makrolit direncinin klink önemiyle ilgili bir tartışma mevcuttur.Son veriler bakteri eridikasyonuyla Çocuklarda akut otitis media klinik sonuçlarının korelasyon halinde olduğunu göstermesine rağmen , makrolid tedavisiyle makrolid-resisdant pnömokokların eradikasyonunda gecikme olmasıyla sonuçlanmıştır. bu sonuçlara göre in vitro makrolid rezistansının belirlenmesi ve klavuz tedavisinin duyarlılık testlerinin doğru analizlenmesinin gerektiğini desteklemektedir. makrolidler >15 dekaddan beri bilinmektedir ve tedavi için eritromisin başlanmasıyla birlikte bir çok molekül klinik kullanım için geliştirilmiştir. gram-pozitif...