Ana içeriğe atla

Gebelik süreci-online medikal tıbbi makale çeviri

Gebelik süreci-online medikal tıbbi makale çeviri

Gebelik süreci
İnsanoğlunun anne karnındaki yaşam süreci 40 haftadır. Bu 40 haftalık sürecin başlangıç tarihi, gebelikten önceki son adet tarihinin 1. günü olarak kabul edilmektedir. Ancak bu tarihin anlamlı ve kabul edilebilir olmasının en önemli kuralı düzenli adet periyodlarının olmasıdır. Düzenli adet görmeyen ve 2-3 ayda bir adet kanamaları olan anne adaylarının son adet tarihlerinin kesin olarak bilinmesi bile ilerleyen haftalarda anne karnındaki bebeğin (fetusun) gerçekten kaç haftalık olduğu konusunda şüphelere ve yanlış değerlendirmelere
neden olabilmektedir. Annenin düzenli adet kanamalarının olması ve son adet tarihini kesin olarak bilmesi durumunda bebeğini hangi tarihte doğuracağını hesaplamak (beklenen doğum tarihini belirlemek) mümkündür.
Bu hesap Neagale formülü ile şöyle hesaplanmaktadır: Günlere artı 7 eklenir, aylardan eksi 3 çıkartılır ve yıllara artı 1 eklenir. Eğer son adet tarihi ayın 24.gününden sonrası olduğunda ve 7 gün ilave edildiğinde beklenen doğum günü gelecek ayın günlerine sarkacağından aylardan eksi 3 yerıne eksi 2 çıkartılır. 01-02-03 aylarına tekabül eden adet tarihlerınde ise yıl tarihine artı (+) 1 uygulanmaz.

İlk üç ay (1.Trimester)
Son adet tarihinden yaklaşık 15 gün sonra yumurtalıklardan genelde 1 adet yumurta içeren folikül kisti gelişerek çatlar ve içindeki yumurtayı annenin karın boşluğuna bırakır. Bu yumurta tuba uterina dediğimiz kanalın alt ucundaki süpürgemsi yapı (fimbrialar) tarafından içine alınır ve burada cinsel ilişki ile annenin tüpüne ulaşmış spermlerle karşılaşır. Sadece 1 spermin yumurta hücresi içine girmesi ile döllenmiş yumurta (ZİGOT) oluşur. Bu iki hücrenin bölünerek hücre sayısı artarken rahim içine doğru yolculuk devam eder ve blastokist dediğimiz 8-16 hücreli formattaki EMBRİYO, rahim içinde oluşmuş yumuşak dokunun (endometrıum -desidua) içine yerleşir ve anne dokularından beslenerek hücre sayısını arttırır ve anne ile kendisi arasında beslenmesini sağlayacak plasentayı (çocuk eşi) ve kendi organ sistemlerini geliştirmeye başlar. 8 hafta boyunca ORGANOGENEZ dediğimiz tüm organların ve sistemlerin oluşum süreci devam eder. 8. hafta sonunda embriyo tüm sistemleriyle oluşmuş küçük bir insan modelidir. Embriyonun bu dönemi, yani son adet tarihinden itibaren 2. hafta ile 8. hafta arasındaki 6 haftalık süreç bebeğin organ ve sistemlerinin geliştiği zaman dilimidir. Dış etkenlere karşı en hassas dönemdir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

8)EGO BÜTÜNLEŞMESİ YA DA UMUTSUZLUK DÖNEMİ

8)EGO BÜTÜNLEŞMESİ YA DA UMUTSUZLUK DÖNEMİ Psikososyal kriz: ego bütünlüğü ve umutsuzluk Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu: bilgelik Yaşlılık dönemini kapsar. Özerklik duygusu zayıflamakta, girişimcilik kaybolmakta, yakınlık ve üretkenlik azalmaktadır. Yaşlı birey beden ve zihin arasındaki bozulan bütünlüğü sağlamak, hayata düzen ve anlam verebilmek için bir araç olarak felsefeyi kullanır. Benlik bütünlüğü benliğin kendi içinde bir düzen ve anlamının bulunmasıdır. Olumlu, olumsuz, acı, tatlı yönleri ile bütün bir yaşamın olduğu gibi kabul edilişidir, geleceğin korku ve endişe ile karşılanmamasıdır. Ego bütünlüğü bedendeki güç kaybı, bellekte zayıflama ve toplumsal açıdan da üretkenlik ve sorumlulukla ilgili kayıpların bir denge içinde bir arada tutulmasıdır. Geçmişin yeni baştan yaşanabilmesi için bir pişmanlık yoktur. Benlik bütünlüğüne ulaşmış kişi ölümden korkmaz. Bu evrede daha önceki dönemlerde kazanılmış benlik özelliklerinin iyice olgunlaşması ve birbirleriyle bütünleştiril...

AĞRININ ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ

AĞRININ ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ PERİFERAL RESEPTÖRLER Ağrı bilinç durumu ile ilişkili duyusal ve duygusal bir deneyimdir. Bir bireyin ne düzeyde ağrı hissedeceği hoşa gitmeyen uyaranların oluşturduğu ağrı uyarısı ve bu ağrıyı düzenleyen süreçlerin birbirleri ile etkileşimlerinin sonucudur. Ağrı deneyimini, nosisepsiyondan ayırt etmek önemlidir. Ağrı deneyimi hoşa gitmeyen uyaranların, ağrı şekline dönüşümünde görev alan nöral süreçleri tanımlar. Ağrı ve doku hasarı arasındaki ilişki çoğu hasta ve hekim tarafından yanlış anlaşılmaktadır. Daha fazla doku hasarının daha yoğun ağrı hissi uyandıracağı varsayımı sezgiseldir: inatçı ağrısı olan hasta zaman içinde ağrı şikayeti üzerine yoğunlaşır ve muayene eden hekim bu ağrı şikayetine yol açabilecek herhangi bir bulgu genellikle bulamaz ve hasta gözünde güvenilmez hale gelir. Doku hasarı derecesi ile ağrı şiddeti arasında basit bir doğrusal ilişki olmadığının anlaşılması ve ağrı deneyiminin karmaşıklığının ve birçok etkenden etkilendiğinin ...

MAKROLİDLERE VE LİNKOZAMİDLERE DİRENÇ MEKANİZMASI:

MAKROLİDLERE VE LİNKOZAMİDLERE DİRENÇ MEKANİZMASI: DİRENÇ ELEMANLARININ YAPISI VE KLİNİK ETKİLERİ klinik izolatlarda makrolid ve linkozamid dirençlerinde artış olduğu bildirilmiştir. ribozomal modifikasyon, antibiyotik effluksü, ve ilaç inaktivasyonu gibi multiple direnç mekanizmaları çeşitli direnç fenotiplerinin oluşmasına neden olur. in vitro makrolit direncinin klink önemiyle ilgili bir tartışma mevcuttur.Son veriler bakteri eridikasyonuyla Çocuklarda akut otitis media klinik sonuçlarının korelasyon halinde olduğunu göstermesine rağmen , makrolid tedavisiyle makrolid-resisdant pnömokokların eradikasyonunda gecikme olmasıyla sonuçlanmıştır. bu sonuçlara göre in vitro makrolid rezistansının belirlenmesi ve klavuz tedavisinin duyarlılık testlerinin doğru analizlenmesinin gerektiğini desteklemektedir. makrolidler >15 dekaddan beri bilinmektedir ve tedavi için eritromisin başlanmasıyla birlikte bir çok molekül klinik kullanım için geliştirilmiştir. gram-pozitif...